Mitler ve Gerçekler

Anasayfa / Mitler ve Gerçekler

Kekemelik Hakkında Efsaneler

Yanlış: ‘Kekemelik 15 günde geçer.’’

Bilimsel Gerçek:

Kekemeliğe yönelik kısa sürede kesin sonuç, tam iyileşme veya belirli bir sürede tamamen akıcı konuşma vaat eden yaklaşımlar bilimsel araştırmalarla desteklenmemektedir.

Kekemelik, bireyin yaşına, gereksinimlerine, hedeflerine ve yaşam deneyimlerine göre farklılık gösteren nörogelişimsel bir konuşma farklılığıdır. Bu nedenle herkes için aynı sürede ve aynı sonucu sağlayacak tek bir yöntem bulunmamaktadır.

Dil ve konuşma terapisi; bireyin iletişim becerilerini geliştirmeyi, konuşma sırasında yaşanan güçlükleri azaltmayı, iletişime katılımını desteklemeyi ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan kişiye özgü bir süreçtir.

Terapi süresi ve elde edilen kazanımlar kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle “15 günde geçer”, “kesin çözüm”, “garantili yöntem” gibi bilimsel dayanağı olmayan vaatlere temkinli yaklaşılmalıdır.

Yanlış:  Kekemelik bir davranış bozukluğu ve yanlış nefes alışkanlığıdır.

Bilimsel Gerçek:

Hayır. Kekemelik bir davranış bozukluğu ya da yanlış nefes alma alışkanlığı değildir.

Bilimsel araştırmalar, gelişimsel kekemeliğin; genetik yatkınlık ile konuşmanın planlanması ve üretilmesinde görev alan beyin ağlarının işleyişindeki farklılıklarla ilişkili nörogelişimsel bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu göstermektedir.

Konuşma sırasında yaşanan nefes değişiklikleri ise kekemeliğin nedeni değil, çoğu zaman konuşma anında verilen doğal tepkilerden biridir.

 

Yanlış: “Kekemelik psikolojik bir sorundur.”

Bilimsel Gerçek:

Gelişimsel kekemelik psikolojik bir bozukluk değildir.

Günümüzde bilimsel araştırmalar, kekemeliğin nörogelişimsel temelli bir konuşma farklılığı olduğunu göstermektedir.

Kekemeliğe eşlik eden kaygı veya stres, çoğu zaman bireyin yaşadığı iletişim deneyimlerinin sonucudur.

 

Yanlış: “Kekemelik heyecandan kaynaklanır.”

Bilimsel Gerçek:

Heyecan kekemeliğin nedeni değildir.

Kaygı yaşayan herkes zaman zaman konuşurken duraksayabilir. Ancak gelişimsel kekemelik, beynin konuşmayı planlama ve üretme süreçleriyle ilişkili nörogelişimsel bir konuşma farklılığıdır.

Kekemeliği olan bireyler çoğu zaman kekemelik nedeniyle heyecan yaşayabilir; heyecan kekemeliğin nedeni değildir.

 

Yanlış: “Kekemeliği olan bireyler utangaçtır.”

Bilimsel Gerçek:

Kişilik özellikleri ile kekemelik arasında doğrudan bir ilişki bulunmamaktadır.

Kekemeliği olan bireyler de dışa dönük, girişken, lider ruhlu veya sosyal olabilir. Geçmiş deneyimler nedeniyle bazı iletişim ortamlarında çekingen davranmaları mümkündür; ancak bu durum kişiliklerinden değil, yaşadıkları deneyimlerden kaynaklanabilir.

 

Yanlış: “Kekemeliği olan bireyler daha az başarılı olur.”

Bilimsel Gerçek:

Konuşmanın akıcılığı; zekâyı, yeteneği veya başarıyı belirlemez.

Kekemeliği olan bireyler eğitim, sağlık, sanat, hukuk, mühendislik, spor, akademi ve iş dünyasında başarılı kariyerlere sahiptir.

 

Yanlış: “Anne babaların tutumu kekemeliğe neden olur.”

Bilimsel Gerçek:

Kekemeliğin nedeni ebeveyn tutumları değildir.

Araştırmalar, gelişimsel kekemeliğin genetik ve nörolojik etkenlerle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Destekleyici aile ortamı ise çocuğun iletişim deneyimini olumlu yönde etkileyebilir.

Yanlış: “Kekemelik zamanla bırakılabilecek kötü bir alışkanlıktır.”

Bilimsel Gerçek:

Kekemelik bir alışkanlık değildir.

Terapi ve destek süreçleri bireyin iletişim becerilerini geliştirebilir; ancak amaç yalnızca akıcı konuşmak değil, daha rahat, özgüvenli ve işlevsel iletişim kurabilmektir.

 

Yanlış: “Çocuklar çevresindeki kişileri taklit ederek kekelemeye başlar.”

Bilimsel Gerçek:

Kekemelik öğrenilen veya bulaşan bir davranış değildir.

Aynı ailede birden fazla bireyde görülmesi, ortak genetik özelliklerle ilişkilidir.

 

Yanlış: “Solak bir çocuğu sağ elini kullanmaya zorlamak kekemelik oluşturur.”

Bilimsel Gerçek:

Bu inanış geçmişte yaygın olsa da günümüzde bilimsel olarak doğrulanmamıştır.

El tercihi ile gelişimsel kekemelik arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunmamaktadır.

 

Yanlış: “Çocukla kekemelik hakkında konuşmak doğru değildir.”

Bilimsel Gerçek:

Yaşa uygun ve destekleyici bir dille kekemelik hakkında konuşmak faydalıdır.

Açık iletişim, çocukların yaşadıklarını anlamalarına ve kendilerini daha rahat ifade etmelerine yardımcı olur.

Yanlış: “Kekemelik hakkında konuşmamak daha iyidir.”

Bilimsel Gerçek:

Kekemeliği görmezden gelmek yerine doğal ve destekleyici biçimde konuşmak daha sağlıklıdır.

Kekemelik hakkında açık iletişim kurmak, yanlış inanışların azalmasına ve güvenli iletişim ortamlarının oluşmasına katkı sağlar.

Yanlış: “Birden fazla dil öğrenmek kekemeliğe neden olur.”

Bilimsel Gerçek:

İki veya daha fazla dil öğrenmek kekemeliğe neden olmaz.

Çok dilli çocuklarda görülen bazı geçici akıcısızlıklar dil gelişiminin doğal bir parçasıdır.

Yanlış: “Kekemeliği olan bireylere ‘Yavaş konuş, sakin ol, derin nefes al’ demek yardımcı olur.”

Bilimsel Gerçek:

Kekemelik konuşma hızından kaynaklanmaz.

“Yavaş konuş.” gibi yönlendirmeler çoğu zaman konuşma üzerindeki baskıyı artırabilir.

En destekleyici yaklaşım; bireye zaman tanımak, sözünü tamamlamaya çalışmamak ve konuşma biçiminden çok anlatmak istediğine odaklanmaktır.

Yanlış: “Hipnoz kekemeliği geçirir.”

Bilimsel Gerçek:

Hipnozun, gelişimsel kekemeliği ortadan kaldırdığına ilişkin yeterli ve güvenilir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.

Bazı bireylerde hipnoz, gevşeme veya kaygının azalmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu durum, gelişimsel kekemeliğin tedavi edildiği veya kalıcı olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kekemeliğe eşlik eden kaygı veya stres yaşayan bireylerde, uygun görüldüğünde ruh sağlığı uzmanları tarafından psikolojik destek yöntemleri uygulanabilir. Ancak bu yaklaşımlar, gelişimsel kekemeliğin temel tedavisi olarak değerlendirilmemektedir.

Günümüzde gelişimsel kekemelik için bilimsel dayanağı bulunan temel yaklaşım, kekemelik alanında deneyimli bir dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülen bireye özgü terapi sürecidir.

Hipnoz veya benzeri yöntemlerle “kekemeliği tamamen geçirme”, “kalıcı çözüm” gibi iddialarda bulunan uygulamalara bilimsel kanıtlar doğrultusunda temkinli yaklaşılması önerilmektedir.

Yanlış:  Kekemeliği olan bireyler zeki değildir.

Bilimsel Gerçek:

Kekeleyen bireyler de en az akıcı olan bireyler kadar zekidir, kekemelikle zeka seviyesi arasında bir bağlantı yoktur.

 

Doğru Bilgi, Kapsayıcı Bir Toplumun Temelidir

Kekemelik hakkında doğru bilgiye ulaşmak; yanlış inanışların azalmasına, daha kapsayıcı iletişim ortamlarının oluşmasına ve kekemeliği olan bireylerin eğitimde, iş yaşamında ve sosyal yaşamda eşit katılımına katkı sağlar.

Bilimsel bilgiye dayalı kaynakları inceleyerek siz de bu dönüşümün bir parçası olabilirsiniz.